OKUYUN BU YAZIYI! YİTİP GİDEN HAYATLARI…

 

 

 

 

 

Zor gündü. Aslında Ecem konusunda uzun zamandır bir köşe yazısı yazmak istiyordum ama içimden hiç gelmedi. Yazıya başladım ve sonrasında hep sildim.

 

Çünkü yazacaklarım, yaptığım sohbetler neticesinde onun öldürülebileceği yönünde idi. Gencecik bir kız çocuğuna konduramıyordum fakat tam da beklediğim sonuç ile karşılaşıldı. 

 

Maalesef çok kötü oldu. Gölcük’te yaşanan bu olaya tüm Türkiye’ye kitlendi ve ülke bu olayın acısı ile adeta sarsıldı.

 

Sonuç: Hayatının baharında 17 yaşında bir kız vahşi bir şekilde öldürülerek gömüldü.

 

Anne Esra trajik bir şekilde intihar etti ve can verdi.

 

3 çocuğu olan, eskiden normal bir hayat yaşayan Süleyman’ın da hayatı bitti, ona yardım edenlerin de.  

 

Bütün bunları ne için yaptılar bilmiyorum ama normal bir şekilde öleceğini düşünmüyorum.

 

Herkesin nefretini kazanmış, küfürle anılan bir adam olacak. 17 yaşında yok ettiği bir kızın acısını her zaman yaşayacak.

 

Onun 3 çocuğu ise babasız büyüyecek. Eski karısı acılar içinde hayatına devam etmek durumda kalacak.

 

Bu olaylar bir çok aile yakınının ve kişinin hayatında deprem etkisi yapacak ve yıllarca boyunca hafızalarından çıkmayacak.

 

Gölcük çocuğunu yatakta bırakıp giden vahşi öğretmen, varile kadını gömen adam olaylarında olduğu gibi geçmişine bir vahşet daha eklemiş olacak.

 

Gördüğünüz gibi kazanını yok bu yaşananların…

 

Tıpkı geçen ilçemizde basit bir mevzudan çıkan çatışmada yaşananlar gibi. Ne oldu orada da 6 kişi yaralandı, 1 kişi ise yine hayatının baharında vefat etti.

 

Serhan Aras’ın vefat ettiği o olayın görüntülerini izlemişsinizdir.

 

Kim ne kazandı. Koca bir hiç. Yitip giden hayatlar…

 

17 yaşında bir çocuk daha var, biliyor musunuz? Maalesef yarın onunda cenaze namazını kılabiliriz. Tiner ve bali bağımlısı. 3 yıl önce lise de okurken alışmış.

 

O gün bugün, annesinin de kendisinin de hayatının tabir yerinde ise içine etmiş.

 

Geçenlerde tedaviye gitti. Orada da rahat durmadı. Evine geri gönderildi. Bir daha içmeyeceğini söyledi ama nafile hemen torbayı eline geri aldı.

 

Anne çaresiz ve göz yaşları içinde. Ağlamaktan göz pınarları kurumuş. Hiçbir çözüm yok!

 

Ayaklarıdan bağlayıp, tedavi edilmesi gerekiyor ama ne yazık ki ülkemizde bunu yapacak bir merkez yok.

 

Eğer bir şekilde müdahale edilmezse ölüme doğru gidiyor.

 

Evet beyler bayanlar; etrafımızda ve ülkemizde onlarca hayat yitip gidiyor. Ne uğruna. 

 

Birileri bu gençlere, insanlara bu Dünya’da neden yaşadığını hatırlatmalı!

 

Ders olsun herkese bu olaylar. Aklımızı başımıza alıp, oturup düşünelim bence. Biz ne yapıyoruz? Nasıl bir hayat yaşıyoruz diye?

 

Sorun kendinize neden bu hayattayız diye?

 

Düzelmese bile tüm insanlık, azalsın acılar…

 

 

Yorumlar: 1

Mail adresiniz gösterilmeyecek. Zorunlu aranlar (*)

+ 2 = 10