‘EVLATLARIM’ DİYEN BAŞKAN KARTEPE’NİN GELECEĞİNİ YAZIYOR
Kartepe’de bir sunum izledim…
Ama aslında bir sunumdan fazlasına tanıklık ettim.
Mustafa Kocaman, “Kartepe için çok çalışıyoruz” diyerek çıktığı sahnede yalnızca projelerini anlatmadı; bir şehre nasıl sahip çıkılır, bir şehirle nasıl bağ kurulur, onu gösterdi.
Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen 7 yıllık hizmet sunumunda salon doluydu, katılım yüksekti ama asıl dikkat çeken kalabalık değil, sahnedeki duyguydu.
Bir buçuk saat boyunca ne salon dağıldı ne dikkat koptu. Çünkü anlatılan şey beton değildi, asfalt değildi, sadece rakam da değildi. Anlatılan şey insandı.
Ve burada bir parantez açmak gerekiyor…
Ben o sunumu sadece bir gazeteci olarak izlemedim. Aynı zamanda bir anne olarak dinledim.
İşte beni en çok etkileyen de buydu.
Geleceğimize ışık tutacak çocukları bir “hedef kitle” olarak değil, gerçekten “evlat” olarak gören bir anlayış vardı sahnede. Proje anlatan bir başkandan çok, çocuklara sahip çıkan kocaman yürekli bir insan duruyordu karşımızda.
Bugün birçok siyasetçi konuşur.
Projelerini sıralar, yatırımlarını anlatır.
Ama çok azı “insana” dokunur.
Kocaeli bu anlamda şanslı şehirlerden biri.
Çünkü o kürsüde anlatılan her proje, bir insana temas ediyordu.
Kartepe Genç Akademi…
21 bin çocuğa ulaşmış bir merkezden söz ediyoruz. Bu bir sayı değil, 21 bin hayat demek.
Kartepe Dil Merkezi…
“Çocuklarım dünyayla yarışsın” diyen bir anlayış, aslında bir belediyecilik vizyonunun çok ötesinde.
Sanat Evi…
24 saat açık bir kütüphane, ücretsiz sosyal alanlar…
Bunlar sadece hizmet değil, gençlere “buradasınız ve değerlisiniz” demenin bir yolu.
Ama bütün bunların üstünde tek bir kelime var:
“Evlatlarım…”
Siyasetin alışık olduğu mesafeli dil değil bu.
Bu, sahiplenmenin dili.
Ve açık konuşalım…
Bir şehri yönetmek zor değil.
Plan yaparsınız, bütçe ayırırsınız, projeyi hayata geçirirsiniz.
Ama bir şehri hissetmek…
İşte o herkesin yapabileceği bir şey değil.
O yüzden bugün Kartepe’de gördüğümüz tabloyu sadece “yapılan işler” üzerinden okumak eksik olur. Burada asıl mesele, o işleri yapan zihniyet.
Teleferikten metroya, altyapıdan sosyal projelere kadar geniş bir vizyon var ortada. Ve bu hızla devam ederse, Kartepe’nin önümüzdeki yıllarda adından çok daha fazla söz ettireceğini söylemek kehanet olmaz.
SONUÇ
Kartepe’de izlediğimiz şey bir sunum değildi.
Bir anlayışın, bir bakış açısının sahneye yansımasıydı.
Projeler yapılır, yatırımlar gelir geçer.
Ama bir şehri ileri taşıyan şey, o şehre duyulan gerçek bağlılıktır.
Mustafa Kocaman, bugün o bağlılığı net bir şekilde ortaya koydu.
Şimdi geriye tek bir soru kalıyor:
Bu duygu, bu sahiplenme ve bu vizyon sürdürülebilecek mi?
Eğer cevap “evet” ise…
Kartepe sadece büyüyen bir ilçe değil, örnek gösterilen bir şehir olacak.
Sağlıcakla Kalın…






