Demokrasiye karşı her türlü saldırıyla mücadele etmeyi bir onur sayarım!

15 Temmuz.

Türkiye’de ilk kez halk bir darbe girişimine kelimenin gerçek anlamıyla “Etiyle, kemiğiyle, bedeniyle” karşı koydu.

Evinde sofrasından, yatağından, çocuklarının yanından ayrılıp sokağa fırlayan yüz binler ordusunun içine yerleşmiş bir çetenin tanklarının, toplarının, helikopterlerinin önüne yattı…

Mermiye göğsünü uzattı.

Ve belki de tarihte ilk kez insan bedeni silahı yendi.

İlk kez Türk insanı demokrasisi için canını verdi.

Bu hadisenin, yani tarihimizde eşi örneğine rastlanmayan 15 Temmuz melanetinin üçüncü yıldönümü…

Faciaların, ızdırapların ve yaşanan acıların unutulmaması için yazmalıyız, konuşmalıyız, unutmamalı, unutturmamalıyız!

Çok bedel ödedik çünkü…

28 Şubatı hatırlatırım, en gerçeğinden annemden dinledim!

28 Şubat’ta dindarların sakallarını çakmakla yaktılar, binlerce hayatı kararttılar ve kimsenin gıkı çıkmadı diye anlatırdı annem.

 

Peki 15 Temmuz, o pervasızlar yine geldi!
Tekrar aynı şeyi yapacaklardı.

Belki de bin beterini.

Hedef Cumhurbaşkanı ve bütün halktı!

Daha önce defalarca aynı şeyi yapmışlardı, kimsenin gıkı çıkmamıştı, tekrar öyle olacaktı.

Ama öyle olmadı.

Bu bildikleri millet değildi.

Bu Adnan Menderes’in asılması, Deniz Gezmişlerin darağacına gönderilmesi karşısında sesini çıkarmayan halk değildi artık.

Kendi oylarıyla seçtikleri bir Cumhurbaşkanı, Recep Tayyip Erdoğan, bir yere oturup, cellatlarının gelip kendisini götürmeleri yerine atlamıştı cesaret atına, çoktan çıkmıştı er meydanına.

“Yürüyün ben arkanızdayım” demiyordu Erdoğan,

“Ben yürüyorum sakın arkamdan ayrılmayın” diyordu.

 

Millet salavat getirerek yürüyen bir ordu oldu, hepimizin geleceğini, memleketini kirli ellerden çekip aldı.

Bu sefer milletin sesi avaz avaz çıkmıştı!

Enteresan olan bir durum var ki, dünyaya ilan edilen 15 Temmuz Hain Darbe girişimine senaryo diyenlerin olması.

Şeref ve haysiyetinden sonuna kadar inandığı değerlerinden başka bir şeyi olmayan bir gazeteci olarak kimseye eyvallah etmem. Herkesle de mücadele ederim. Hem de sonuna kadar.
Çünkü bazı değerlerin alınıp satılmadığına inanırım.
Gerçeklere dayalı gazetecilik yaparım.

Demokrasiye karşı her türlü saldırıyla mücadele etmeyi bir onur sayarım.

 

O gece canı pahasına sokaklara dökülüp demokrasi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği adına kendini siper eden ve hayatını kaybeden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum…

Bu ülkede yaşayan bir birey olarak bugünkü satırları yazıyor olabilmemi onlara borçlu olduğumun farkındayım…

Hepsinin ruhu şad olsun…

Sadece şehitlerimize değil elbette, o gece o alçaklara karşı hiç sorgu sual etmeden direnen tüm gazilerimize de binlerce kez teşekkür ediyorum.

Haklarını helal etsinler…

 

Yorumlar: 0

Mail adresiniz gösterilmeyecek. Zorunlu aranlar (*)

72 − 66 =