Annemin Kalbi Dururken Zaman da Durdu!

Bu gazete benim ailem…

O yüzden bugün bu köşede sadece bir yazı yazmıyorum; kalbimi açıyorum. Hem de içimde biriken teşekkürleri, duaları ve minneti paylaşmak istiyorum.

9 Aralık 2025…

Takvimde sıradan bir tarih gibi durabilir ama benim için hayatın durma anına geldiği gündü.

Annem 16 referans dışı tahlil sonucu ve ağır bir kalp krizi ile Kocaeli Şehir Hastanesi’ne sevk edilirken, ambulansın arkasından bakakaldım. Ayaklarım yere basıyordu ama ruhum bedenimden ayrılmış gibiydi. O an ne güçlü durabiliyorsun ne de cümle kurabiliyorsun. Dilinden dökülen tek şey bir dua oluyor:

“Allah’ım… Kimseyi çaresiz bırakma. Annemi bana bağışla.”

9 Aralık’ta girdiğimiz Koroner Yoğun Bakım 3 ünitesinden ancak 29 Aralık’ta çıkabildik.

Yirmi gün…

Koskoca yirmi gün.

Ama zaman orada başka akıyor. Saatler gün olmuyor, günler yıl gibi geçiyor. Her dakika, kalbin göğsünden çıkacakmış gibi attığı bir bekleyişle yaşanıyor.

Annen…

Seni hayata getiren, varlığının sebebi olan insan…

Onun yaşamla verdiği mücadeleyi izlerken, hayatın ne kadar ince bir çizgiye bağlı olduğunu anlıyorsun. Kulaklarında günlerce yankılanan cümleler var:

“Durumu çok riskli… Değerler çok kötü… Elimizden geleni yapacağız…”

Bu sözler bir an bile zihninden çıkmıyor.

Canım annem…

Geçirdiği kalp krizi sonrası yoğun bakıma alındı.

Toplam 3 anjiyo ve 5 stent…

Her işlem bir umut, her işlem bir dua oldu bizim için. Allah’ın izniyle yeniden hayata tutundu. Ama o günler bize şunu öğretti: İnsan, sevdiğini kaybetme ihtimaliyle yüzleşince, aslında hayatın gerçek ağırlığını da omuzlarında hissediyor.

Bu süreç bizim için gerçekten çok ağır ve çok yorucuydu. Ama aynı zamanda insanlığın, vicdanın ve fedakârlığın ne demek olduğunu da öğretti.

Bu noktada, Kocaeli İl Sağlık Müdürümüz Yüksel Pehlevan hocama ne kadar teşekkür etsem az kalır.

Sayın Müdürüm…

Sadece makamınızla değil, insanlığınızla yanımızda oldunuz. Defalarca aradım, çaresizliğimi paylaştım. Hiçbirinde kapı kapatmadınız. Bir ses, bir cümle, bir ilgi bazen ilaçtan daha şifalı olabiliyormuş; bunu sizden öğrendim.

Ve annemi yeniden hayata döndüren Kocaeli Şehir Hastanesi’nin fedakâr hekimleri…

Özellikle Şahin Avşar hocam…

Sizi kelimelerle anlatmam mümkün değil. Sabahın ilk ışıklarıyla girip, bazen gecenin karanlığında çıktığınız ameliyatlara gözlerimle şahit oldum. Yirmi günümü o hastanede geçirdim. Orada yalnızca tıbbi bir mücadele değil, insanüstü bir emek gördüm.

Bir hayatı yaşatmayı meslek edinmiş bir yüreğin önünde saygıyla eğiliyorum hocam.

Sizin gibi doktorlarımızın varlığı, bu ülke için umuttur.

Yoğun bakım servislerinde gece gündüz demeden çalışan tüm sağlık emekçilerinin hakkı asla ödenmez.

Çok zor günleri geride bıraktık, çok şükür…

O günlerde bir telefon, bir mesaj, bir “yanındayız” cümlesi bile insanın omzuna tutunacak bir dal oluyor. Arayıp soran, dualarını eksik etmeyen, kalbiyle yanımızda olan herkese yürekten teşekkür ediyorum.

Hayat bazen durur…

Kalp durur, zaman durur, kelimeler susar.

Ama bir dua, bir el, bir emek kalbi yeniden attırabilir.

Ben bunu annemin kalp atışlarında gördüm.

Bir annenin yaşaması, bir evladın yeniden nefes alması demekmiş.

Bugün hâlâ onun sesini duyabiliyorsam, gözlerine bakabiliyorsam; bu önce Allah’ın lütfu, sonra insan hayatını kutsal bilen hekimlerin ve sağlık emekçilerinin emeğidir.

Şükürle bitiriyorum bu satırları…

Çünkü annem yaşıyor.

Ve ben, her kalp atışında yeniden hayata tutunuyorum.

Bu satırlar, yaşanan bir acının değil; hayata tutunan bir umudun kaydıdır. Rabbim hiçbir evladı annesiz, hiçbir anneyi evlatsız bırakmasın. Şifa bekleyen tüm hastalara acil şifalar versin.

Kalbinizden iyilik, evinizden sağlık, hayatınızdan umut eksik olmasın.

Sağlıcakla Kalın.

Yorumlar: 0

Mail adresiniz gösterilmeyecek. Zorunlu aranlar (*)