YÜREĞİNE KOYAN BİR ADAM VARDI

Ağustos ayı gelince içim burkuluyor

UNUTMADIK!

Gölcük Esnaf ve Sanatkarlar Odası ve GESOTİM Başkanı Necmi Kocaman, 20 yıl önce yaşanan deprem felaketinin yıldönümü öncesinde önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Kocaman, ‘Ağustos ayı gelince içim burkuluyor’ dedi.

‘Onlar geçmişten ders çıkaran bir avuç Gölcük sevdalısı, Türkiye sevdalısı’

GESOTİM Başkanı Kocaman, ‘20 yıl öncesi yüzyılın afetini yaşadık,çok acılar çektik, üzüldük , ağladık ümitsizliğe kapıldık ancak inançla tüm Türkiye ve Dünya gönüllülerinin desteği ile zor anları aştık… Çok acıydı o günler. Unutmamamız gereken asrın afetiydi. GESOTİM saman alevi gibi bahçeye ekilen tohum misali var oldu. İnandı, yılmadı, unutmamak adına, unutulmamak adına günümüze kadar varlığını korudu ve korumakta, bazen depremden depreme hatırlanılması, 17 Ağustos’larda hatırlansada, onlar geçmişten ders çıkaran bir avuç gölcük sevdalısı Türkiye sevdalısı.’

‘Hiçbir bedel ve katkı gözetmeksizin onların tek sermayesi hep moral oldu’

Kocaman, ‘Depremin çocukları kurtarma işinde yaşadıkları afet sonrasında gerek Türkiye’de gerekse yurt dışında pek çok deprem sel çığ vs afetlerde bizzat operasyonel konumda çalıştılar. Hiçbir bedel ve katkı gözetmeksizin onların tek sermayesi hep moral oldu. Umursanmasalar dahi varlıkları ülkemiz adına büyük bir güçtü. Bugün örnek alınır yapı sorun yaratan, dilenen, el açan, tabela konumunda değil, örnek alınır, sorumlu sivil toplum örgütü olmanın huzuru ile çalışmalarına aralıksız insanlarımız afeti umursamasada unutsalarda bir gün olur ve gerekiriz diyerek devam etmekteler.’

‘İlk zamanlar yokluk vardı ama bugün umursanmaz duruma geldi ki bir örnekle ortaya koyuyoruz’

“Bu insanlar en büyük onuru yaşamaktalar onlara ne kadar teşekkür etsekte az olsada gereken önem tam olarak verilmemekte… Ekibin kurucusu ve Başkanı olarak 19 yıldır mücadele azmini üst seviyede koruyan Gölcük Arama Kurtarma Derneği Gesotim Başkanı ve gönüllüsü Necmi Kocaman olarak hep şunu ifade ettim; bizler 17 Ağustos sabahı bir levye bir balyoz bulamamış hazırlıksız yakalanmıstık. Bilgisizdik büyük bir çaresizlik içinde idik. İnandık azmettik eğitimler aldık öğrendik ve öğretmeye başladık. İlk zamanlar yokluk vardı ama bugün umursanmaz duruma geldi ki bir örnekle ortaya koyuyoruz.”

‘Halkımızın çoğunluğu afet bilgisinden yoksun ve unutan bir toplu yapısı içerisinde’

“Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan bir asker 25 yıl hiç savaş görmesede her an savaş olacakmış gibi çalışmalarını sürdürrür. Bizlerde bu konumdayız. Halkımızın çoğunluğu afet bilgisinden yoksun ve unutan bir toplum yapısı içerisinde. Bizler anca afet olduğunda hatırlanmamız içimizi acıtıyor. Halkımızın bilinçlenmesi gerektiğini her platformalarda anlatıyoruz. Üniversiteler ve okullarda yılda bır sivil savunma ve deprem haftası etkinliklerinde akıllara gelsekte önemli değil biz yolumuza ve insanlık adına onurla gururla bedelsiz koşturmaya devam edeceğiz.”

Unutmadık. Unutmayacağız!

“Ağustos ayı gelince içim burkuluyor. Unutmadık. Unutmayacağız. Bu yıl 20 nci yılına giriyoruz ve yine anma etkinlikleri çalışmalarımıza başladık. 17 Ağustos Deprem şehitlerimizi saygıyla anıyoruz. Asrın afetinden bu yana geçen koca acı dolu yılların 20 nci yılına giriyoruz. Ama hala benim ağustos ayı gelince içim çok ama çok burkuluyor. Her yıl Ağustos ayına girilince içimiz daralır. Boğazımıza bir yumruk düğümlenir. Bırakın konuşmayı, yutkunmakta bile zorlanırız. Asrın afetinden Depremİndenden buyana geçen koca acı dolu yılların 20 ‘nci yılına giriyoruz. Ama hala benim Ağustos ayı gelince içim çok ama çok burkuluyor…
Her yıl Ağustos ayına girilince içimiz daralır.Boğazımıza bir yumruk düğümlenir.”

‘Tüm telaşların yaşandığı aydır Ağustos ayı’

“Bırakın konuşmayı, yutkunmakta bile zorlanırız.17 Ağustos 1999 sendromu işte.Oysa ne çok severdik o Ağustos aylarını..Bizim buraların Gölcüğümün en şen şakrak dönemiydi Ağustos. Değirmendere fındığının “Ben oldum” diyen iç kabuğunun kızardığı, içinin kıtır-kıtır, damağa ayrı bir tat bıraktığı dönemdir Ağustos.. Kirazın bittiği, eriklerin dibe döküldüğü, diğer meyvelerin salkım saçak iştah kabarttığı ay.Serçe yavrularının palazlanıp uçmaya başladığı,sahilde yeni yetme gençlerin birbirine kur yaptığı, gelin adayının çeyiz, damadın düğün telaşı.. Geleceğin delikanlılarının sünnet heyecanı,sonra Eylül’deki okul hazırlığı.Tüm telaşların yaşandığı aydır Ağustos ayı..Bundan 20 yıl önce ise tüm bu telaşları, sevinçleri, beklentileri yarıda bıraktıran Ağustos’un on yedisi..Kıyametin yaşandığı ,Ağustos ayı. O büyük gücün çıkardığı kıyamet homurtusu karşısında çaresizliğin,çaresizliğin getirdiği korkunun,Korkunun getirdiği telaşın,telaşın getirdiği çığlığın..çığlığın getirdiği hüznün,ve toz-dumanın ardındaki ölümün sessizliğini hissederim.Beton yığınları arasında, gövdesi kolonun altında kalmış, “Ne olur kurtar beni” diye yalvarırcasına bakan, ilk enkazda ilk gördüğüm bir çift gözü,sonra on çift, elli çift, yüz çift, bin çift gözü..Elinden tutup, çekmeye çalışsam da, üzerine yığılmış beton dağlarının altından çekip alamadığım bedenleri..Gölcük girişindeki enkazda, başını yan çevirmiş, sadece kan fışkıran burnunu sokabildiği delikten,son gücünü toplayıp seslenen,“İki yavrum yanımda. Biri beş, biri sekiz. Ne olur onları kurtarın” diyen,Ama son nefesini verirken bile “Ana” olduğunu unutmayan o anneyi… Unutmak mümkün mü?’

Koydunuz mu kendinizi onların yerine?

“Siz o enkaz dağı altındaki küçücük aralıktan yarısı parçalanmış halde “Yardım et” diye uzanan eli tuttunuz mu? Çaresizlik içinde.. Son umut olarak..Sonra, parmakları sizin bileğinize kenetlenmiş, yüzünü görmediğiniz, sadece iniltisini duyduğunuz o “Can” ın, yavaş yavaş bedeninden uçmaya başladığını,saniye saniye, sımsıcak elin bir anda “ölüm soğukluğuna” gelip buz gibi kesildiğini hissettiniz mi? Ruhunun o anda bedenden, hatta sizin avucunuzun içinden nasıl kayıp gittiğine tanık oldunuz mu? O enkazların başına gittiğinizde, birçok deprem kurbanının,en son gördükleri insanın siz olduğunuzu bilip sarsıldınız mı? Koydunuz mu kendinizi onların yerine?”

Kendisi başka şehirde ekmek arayan, depremi duyunca koşup gelmiş

“Gelmiş de evinin yerinde enkaz dağı ile karşılaşmış babanın çığlıklarını duydunuz mu? “Nereye gömdünüz canlarımı?” diye feryat figan kimi bulursa yakasına yapıştığını? Arkadaşının evinde misafir kaldığı için sağ kurtulan Ayşe’nin, evine koştuğunda,enkaz altından çıkarılmış ve sıra sıra yere yatırılmış anne, baba, kardeşler.. Ailesinin tüm fertlerinin cansız bedenlerinin üstüne kapanıp,yeniden can vermek istercesine, gök kubbeyi çınlatan, feryat-figan nasıl ağladığına,kefen bulunamadığı için kefensiz gömülenlere,adına sadece “Deprem kurbanı” denilip isimsizler mezarlığına gömülen bedenlere tanık oldunuz mu? Ağustos ayı. İşte biz tüm bunları gördüğümüz ve yaşadığımız için ders ve ibret çıkarıp tüm olumsuzluklara rağmen yaşayıp ders almayan insanların içinden filiz gibi çıktık oluştuk. Acılarımızı dindiren yardım ellerini uzatan tüm dünya insanlığının yaşadıklarımızı yaşamamaları için borçlarımızı ödeyebilmek için varolduk bugünlere geldik. Bizlere inananlara, destek verip katkı sağlayanlara,

GEÇMİŞİNEDEN DERS ÇIKARANLARA ve GELECEĞİMİZ yarınlarımıza afet bilincini yaymak için çabalayan ekip arkadaşlarıma, ailelerimize, eşlerimize, çocuklarımıza İNSANLIK adına yaptıkları onurlu işler ve katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Gölcük Arama Kurtarma Derneği GESOTİM gönüllülerimiz adına hepinize afetsiz günler diliyorum.’ dedi.

 

Yorumlar: 0

Mail adresiniz gösterilmeyecek. Zorunlu aranlar (*)

8 + 2 =