HÜKÜMETİN UNUTTUĞU GÖLCÜK’Ü, VE O 45 SANİYEYİ BİZ HİÇ UNUTMADIK!

HÜKÜMETİN UNUTTUĞU GÖLCÜK’Ü,

VE O 45 SANİYEYİ BİZ HİÇ UNUTMADIK!

Elazığ’a bir ateş düştü, tüm Türkiye’yi yaktı.

Tüm Türkiye Elazığ oldu.

Bu kez Elazığ ve Malatya depremiyle sarsıldık.

İster istemez acıyı bilen biri olduğum için insan geçmişe dönüyor.
1999 yılına gittim, gece 03.02, hiç birimizin asla unutamayacağımız o 45 saniyeyi hatırladım.
Ve sonrasında değişen hayatlarımızı,
Şehrin üzerinden kalkmayan o toz bulutunu,
Enkazların başından ayrılamadığımız saatleri, günleri,
Orada kimse var mı? Diye haykırdığımızı,
Yaşadığımız şehrin tamamen yıkıldığını ve beynimizin gördüğü halde buna inanamadığını,
Bu şehirde yaşayan herkes gibi bende çok yakınımı ve akrabamı kaybettim,

Hiç aklımdan çıkmayan o 2. Gün,
Donanma Caddesindeyiz,
Çaresiz ve bilinçsiziz,
Bir iş makinası (kepçe) geldi,
İnsanlar sevinçten ağlamaya başladı, herkes kendi canını çıkarmak istiyor.
Sanki o kepçe sihirli gibi, dokunsa orada enkaz altında olanları çıkaracak sanki.
İnsanlar kepçenin önüne atlıyor, rüya gibi şimdi hatırlıyorum da
Bir baba bağırıyor; benim bütün ailem burada önce burayı açın
Başka bir anne bağırıyor, bebeğim kaldı!
Başka bir baba bağırıyor kimsem kalmadı!

Allah’ım ne günler yaşadık, izdiham, can pazarı bir kepçe tüm mahalleye umut olmuş!
Ama yetmiyor tabi o mahallede binlerce insan enkaz altında!
Biz, bilinçsizliğin kurbanı olduk.
Günlerce saatlerce hiçbir yardım gelmeden kendi çabalarımızla didindik.

Elazığlı kardeşlerimize Türkiye’nin dört bir yanından saatler sonra ulaşan kurtarma ekipleri bizlere günler sonra gelebilmişti.

Koca bir Türkiye’nin, karanlık, iletişimsiz, ulaşımsız şehri olmuştu Gölcük!

Yollar kapanmıştı, ulaşmak zordu bu kente orası doğru ama,

Bugüne baktığımda, Türkiye böyle bir tablo yaşasa bugün, adım kadar eminim ki, o arama kurtarma ekipleri, helikopterlerle şehre bırakılırdı. Biz zamanın ve hükümetin kurbanı olmuşuz maalesef!

Depremde 72 saatin önemini bilmeyen insanlar vardı başımızda veya insanın bu kadar değerli olduğunu bilmeyen insanlar!

Yıkılan bir şehir ve çaresiz insanlar.
Evet, 1999 da yaşananın Gölcük’te ki adı, tam anlamıyla buydu.
Düşünün ki;
Bir şehir yıkılıyor, binlerce insan ölüme terk ediliyor, insanlar feryat figan, çaresiz
Ve maalesef ki devlet yok!
Devletin o sıcak eli yok!
Dönemin hükümeti Yirmi küsür gün sonra geliyor yıkık şehrimize…
Şaka gibi de mi?

Kaç gazetede okudunuz, bir şehir yıkılıyor ve hükümet şehre uğramıyor bile!
Neredeydi acaba sizin kalemleriniz o zaman!
Gücünün yettiğince ulaşmaya çalışan yurttaşlarımız, ülkenin dört bir yanından ekmek, su ve temel ihtiyaçları bol bol getirdiler.
Yurt dışından gelen yardım ekipleri vardı, hatırlıyorum, günler sonra benim tedavimi onlar yapmıştı hatta. Çünkü yaşıyorsan, tek derdin sevdiklerinin bir an evvel oradan çıkmasını sağlamak. Yaran, Beren, kesiğin gözüne bile gelmiyordu.
Resmen can pazarı!
Bu ülke neler yaşandı, çok değil 21 yıl önce yaşandı bunlar.
Enkazdan çıkarılan ölüler, şehri saran koku, hastalık başlayabilir tanıları.
Yazık!
Gerçekten yazık!

Çünkü kaybettiğim canlarımın sesleri hala kulaklarımda!
O koltukları yıllarca boşuna dolduran, milletine bile gerekli değeri vermeyen yöneticilere yazıklar olsun.
Ölülerimiz bile gerçek rakamlarla gösterilmedi. Aksine asla inanmıyorum.
133 bin bina yıkıldı,
Tahminler en az 40 bin ölü var diyordu.

Depremden sonra Türkiye’ye 52 ülke yardım etti. Bugün yapılan tünellerin, yolların hesabını soran muhalefet o gün, 52 ülkenin yardım ettiği bütçe ve şehre yapılan yardımlarla ilgili neden hesap sormadılar merak ediyorum?

Üzerinden yıllar geçse de, acısı dinmeyen yaşadığımız felakete devletin acziyeti damga vurmuştur.

Başbakan Bülent Ecevit ise büyük felaketi küçük bir açıklamayla özetledi: “Milletimize geçmiş olsun”. Dedi. Ve ekledi; “Millet enkazı ellemesin”

Enkazın altındaki yakınlarına çıplak elle, kazma kürekle ulaşmaya çalışan vatandaşa uyarıda bulunan Ecevit, “Bu işlemler için bilgi birikim gerekiyor. Ekiplerimizi yönlendiriyoruz”

Fakat Afet bölgesine ancak 3 gün sonra ulaşabildiler.

Enkazın altında baba beni kurtar diyen evladına, enkaz altında ki anasına babasına veya enkaz altında ki bağıran hiç tanımadığın birine koşulsuz nasıl kalınabilirdi bu sorunun cevabını da hep merak etmişimdir.

Kanmadık, ama dedik ki;
Bir şehrin, bir kentin, ölen binlerce insanın ve kalan hayata devam etmeye çalışan binlerce insanın vebaliyle hesap verin dedik.

Bugün çok şey değişti!

Bugün devlet Elazığ’da sıcak yüzünü gösteriyor.
Bakanlar Elazığ’da, tüm yardım ekipleri Elazığ’da.
Tüm siyasi partiler orada,
Tek yumruk olduk,
Tüm siyasi partilerin belediye başkanları yardım ekiplerini seferber etti.
Sanatçılar,
Futbolcular,

İş adamları,
Herkes gücünün yettiğince destek.
Çünkü bugün başka bir Türkiye var.

Hatta, ülkenin başkanı Recep Tayyip Erdoğan Elazığ’da,
Ağlıyor!
Cenazelere omuz veriyor!
Devlet bu işte
Devletin gücü, sıcak yüzü bu işte
Bence eleştirmeden önce görmeyi de bilmek lazım.
Biz yaşadığımız o acıyı hiç unutmadık,
Elazığ, Malatya ne hissediyorsa azını hissetmiyoruz, o acıyı en iyi bilenleriz biz. İçimiz kan ağlıyor, o soğukta, kardeşlerimizin üşümesi bizim yüreğimize kar yağdırıyor. Bebekleri, yaşlıları düşünmeden bir anım geçmiyor.
Ama çok şükür ki, çadırlar kuruldu.
Prefabriklerin yapılması için startlar verildi.
Şükür diyorum, çok şükür.
Allah zeval vermesin Türkiye Cumhuriyetine ve Türk Milletine!
Kaybettiğimiz canlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.
Sağlıcakla Kalın.

error
Yorumlar: 0

Mail adresiniz gösterilmeyecek. Zorunlu aranlar (*)

− 2 = 3