BU KENTİ ONLARDAN KURTARIN!

 

 

 

 

 

 

Zaman zaman kendimle baş başa kaldığımda geçmişe dönüp uzun uzun düşünürüm ve şuna karar veririm bu hayatta karşıma çıkan en büyük gerçeklik asrın felaketi 17 Ağustos depremiydir. O geceyi unutmak bir kenara, her hatırladığımda içim kararır, kalbim daralır.

 

O depremi yaşayan binlerce insanın en büyük özelliği nedir bilir misiniz? Ölümle bu kadar açık yüzleşmek. Bir düşünün bir kent yerle bir olmuş, binlerce insan ölmüş ama sen hayattasın.

 

Bu Allah’ın verdiği bir lütufmuydu yoksa bu acıyla koca bir hayat yaşamanın zorluğumuydu bilemiyorum…

 

Ansızın müthiş bir sallantıyla başlayan o depremde aslına bakarsanız bir kent yerle bir oldu. Günün aydınlandığı ertesi günü, gün gibi hatırlıyorum. Ölümünün acı yüzünün yanında, yok olmuş bir Gölcük vardı.

 

İnsanlar yaşadıkları tramva ile kentten kaçarken, olaya daha sağduyulu yaklaşanlar ise elleriyle o büyük yıkıntılarının içlerinden akrabalarını, arkadaşlarını çıkarmaya çalıştı. Kimisi canlı kurtarmanın garip sevincini yaşarken, kimisi de molozların içinden cesetlere ulaştı.

 

Zor günlerdi. Çok zor günlerdi…

 

Evet bugün tam 19 yıl geçti. Belki yeni binalar yapıldı, depremin izleri görüntü de Gölcük’ten silindi ama o acıyı yaşayanlar hala daha o yıkık kenti hatırlamaya devam ediyor ve aslında hiçbirşeyi unutmadılar.

 

Ben eminim ki bir çoğu bu gece yine yatağına yattığında o geceyi düşünecek. Gözyaşlarına boğularak, yitip gidenlerin hatıralarında uyuyamadan sabahın ilk ışıklarını bekleyecek.

 

17 Ağustos’un aslına bakarsanız bu ülke için de bir milattır. Bir depremin bu kadar can alabileceğini kimse düşünemezdi. Ondan sonra ki süreçte ise neler oldu. Deprem gerçeği ile tanıştık. Arama kurtarma ekipleri kuruldu ve Devlet bu işe büyük caba sarf etti. 

 

 

 

Geldiğimiz noktada illaki eksiklerimiz vardır ama ben epeyce yol alındığını düşünüyorum. Bir konuda da ciddi uyarı da bulunmak istiyorum. Öncelikle o depremi yaşamış hasarlı binalardan bu kenti kurtarın.


Bunun adına Kentsel dönüşüm dediniz ama sadece isimde kaldı.  Bakın 19 yıl geçti ve Gölcük özelinde o gece hasar almış birçok yüksek bina onarılarak bugün dahi kullanılıyor. 

 

Teknolojinin ilerlemesine rağmen Gölcük Belediyesi yeni yapılara belli katlarda ruhsat verirken, o binaların halen daha ayakta durması bana deprem gerçeğini daha tamda anlayamadığımızı adeta ispatlıyor.

 

Bizler biliyoruz ki, deprem bu Dünya hayatının bir gerçeğidir. Binaları yıkan da deprem değil, hatalı ve eksik yapılan binalardır. Bu konuda vatandaşlara da sesleniyorum. Bakın önümüzde yeni depremler olduğu söyleniyor. Bir yerler zaten sürekli sallanmaya devam ediyor. 

 

Nasıl Gölcük depreminde İstanbul’da da yıkım olduysa, bize yakın bir yerde deprem olduğunda Gölcük’te etkilenecektir. Bu konuda devletten gerekli bilgileri alın ve gerekirse binalarınızı kendiniz yenileyin.

 

D-130 Karayolu çevredeki binalara ve eski yerleşim yerlerde orta hasar alıp, mahkeme kararı ile yıkılmayan binalarda oturanlara sözüm. İhmal, ölümü getirir. 

 

Yazımın sonunda binlerce deprem şehidimizi dualarla, gözyaşlarıyla birkez daha anmak istiyorum.

 

Deprem sonrasını 19 yıl sonra bir hatırlayalım. O birlik ve berabirliği gözünüzün önüne getirelim.

 

17 Ağustoslar birlik ve beraberliğimize katkı sağlayan bir anma günü olmalıdır.

 

UNUTMAYALIM, UNUTTURMAYALIM. DEPREM İLE YAŞAMAYI ÖĞRENELİM.

 

 

Yorumlar: 0

Mail adresiniz gösterilmeyecek. Zorunlu aranlar (*)

+ 85 = 90